Ana içeriğe atla

Bir çok kişinin en büyük sorunu “hayır” diyememek



Bir çok kişinin en büyük sorunu “hayır” diyememek. 
Hayır demekte çok zorlanıyorsunuz, hayır demeye utanıyorsunuz. Hayır derseniz karşınızdaki insanların kırılacaklarını düşünüyorsunuz. Bir çok durumda, sırf başkaları istiyor diye, kendi isteğinizi ikinci plana atarak, “Evet” diyorsunuz. İnsanlar üzülmesinler, kırılmasınlar. Peki bu arada siz ve sizin öncelikleriniz ne oluyor? Neden kendinizi sürekli arka plana atıyorsunuz? Neden öncelik hep başka insanların mutluluğunda? Kendinize bu soruları hiç sormadan otomatikleşmiş bir cevap “Evet!”. Üzerinde düşünülmeden ve aslında zoraki!. Ama, çoğu zaman, bunu kendinize bile itiraf etmiyorsunuz. Çünkü size öğretilmiş olan; önceliği kendinize tanımanın hem çok ayıp hem de bencillik olduğu.

Kendine güveni olan, kendini seven ve etraftan sevgi ve onay görmeye ihtiyacı olmayan insanlar, rahatça hayır derler. Onlar, kendi mutluluklarının önceliğini düşünürler. Tabii ki sorumluluklarınızı yerine getirmekten kaçınmanızı önermiyorum. Ama çoğu zaman hiç de istemediğiniz halde istemediğiniz insanlarla istemediğiniz yerlere gitmek zorunda kaldığınızı. Ya da yine sırf hayır diyemediğiniz için iş hayatınızda hiç de sizin sorumluluğunuz olmayan bir sürü işin sırtınıza yüklendiğini ve bunun gibi daha tatsız bir çok şey yaşadığınızı biliyorum.

Şunu bir düşünün, istemediğiniz halde evet diyerek, karşınızdaki insana yalan söylemiş olmuyor musunuz? Haydi kabul etmeniz için biraz hafifleteyim, en azından, dürüst davranmamış oluyorsunuz.

Hayatı daha neşeli, kendinize güvenli ve mutlu yaşamak istiyorsanız, hayır demenin ayıp olduğu düşüncesinden vazgeçmek zorundasınız. Artık kendi seçimlerinize, kendi mutluluğunuza öncelik tanımayı öğrenmenizin zamanı geldi. Bir kere deneyin, göreceksiniz, kimse kahrolmayacak, dünya yıkılmayacak. Üstelik, aslında çok fazla düşünmek zorunda da değilsiniz. Yalnızca maskenizi çıkartın, tam olarak neden istemediğinizi anlatın, duygularınızı ifade edin ve hayır deyin. Unutmayın karşınızdaki de aynı sizin gibi bir insan, ne demek istediğinizi kesinlikle anlayacaktır.
 

Bir kez hayır diyebildikten sonra, göreceksiniz ki omuzlarınız dikleşecek. Kendinize güveniniz yavaş yavaş gelmeye başlayacak. Sonra bir kez daha, bir kez daha “Hayır istemiyorum.” “Hayır başka işim var.” “Hayır bunu yapamam kusura bakmayın.” Ve gitgide güçleneceksiniz. Kimseyi kaybedeceğim diye korkmayın. Unutmayın hayatınızdan yalnızca, çıkması gerekenler insanlar çıkar. Ve onlar, siz hayır deseniz de, demeseniz de çıkacakladır. Korkmayın ve rahatça söyleyin.

İstemediklerinize hayır!, Hayatı istediğiniz gibi yaşamaya evet!. ~Özlem Hatipoğlu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 ABORJİN FELSEFESİ Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir mızrak haline gelir.  Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. 🍃 Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır.  Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. 🍃 Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. 🍃 Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. 🍃 Korku bazı şeyleri sona erdirir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar.  Korku ilginç bir duygudur çünkü bu,...

MUTSUZLUKLAR EGO YOLUYLA GELİR...

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş.Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış, Şoka uğramış “Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş. Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. Ego sürekli problem peşinde koşar Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir Eğer birisi severse, iyidir Eğer kimse ...

HAYAT BİR EKO'DUR

Soru: Hayatımıza girenlerin bize ayna olduğunu çok geç öğrendim. Fakat kendime hep şu soruyu soruyorum. Birlikte olmak zorunda olduğum bazı kişilerin benimle karakter olarak hiç alakası yoksa bana nasıl ayna oluyor? ......... Yanıt: Çevremiz düşüncelerimizle oluşuyor. Mesela sevgilimizi, eşimizi nasıl seçiyoruz? Tesadüfen mi? Tabiki hayır! Bilinçaltı kayıtlarımıza dayanarak, frekanslar ve enerji ile karşımıza çıkıyor. Geçmişte en çok eleştirdiğimiz, yara aldığımız yada kınadığımız kişilerin neredeyse aynı karakterde olanıyla karşılaşırız ve bu durumu farketmeyiz. Yada tam tersi, geçmişte bize en ideal bir şekilde rol model olmuş (baba-anne) benzer özelliklerde biri girer hayatımıza...Yani kayıtlarda ne varsa o özelliklerde bir insana rastlarız yada aşık oluruz. ☝ Düşüncelerimiz imgelemelerimiz çok önemli, neyi istemez itiraz edersek onu kabul edene kadar, eleştiriden vazgeçene kadar yeni ortamlarda sürekli o kişilerle karşılaşırız. Bilinçaltı etki-tepki gördüğü kayı...