Ana içeriğe atla

SEVGİ TÜRLERİ: EĞER... ÇÜNKÜ... RAĞMEN...

Dünyada sevilmek istemeyen kişi var mıdır ?
Sevgi nedir, nerede bulunur, biliyor muyuz
Sevgi üç türlüdür!..

Birincinin adı: "Eğer..." türü sevgi!...
En çok rastlanan sevgi türü budur"
Bir şarta bağlı sevgi...
Karşılık bekleyen sevgi...
Sevenin, istediği bir şeyin sağlanması karşılığı olarak vaad ettiği bir sevgi türüdür bu, nedeni ve şekli bakımından bencildir.
Amacı sevgi karşılığı bir şey kazanmaktır .
"Eğer iyi olursan baban, annen seni sever... “ "Eğer başarılı ve önemli kişi olursan, seni severim... " "Eğer eş olarak benim beklentilerimi karşılarsan seni severim..."

İkinci türe geçiyoruz: "Çünkü" türü sevgi!..
"Bu tür sevgide kişi, bir şey olduğu, bir şeye sahip olduğu ya da bir şey yaptığı için sevilir.
Başka birinin onu sevmesi, sahip olduğu bir niteliğe ya da koşula bağlıdır".
"Seni seviyorum; çünkü çok güzelsin(Yakışıklısın)." "Seni seviyorum; çünkü o kadar popüler, o kadar zengin, o kadar ünlüsün ki." "Seni seviyorum; çünkü bana o kadar güven veriyorsun ki.." "Seni seviyorum; çünkü beni üstü açık arabanla, o kadar romantik yerlere götürüyorsun ki."
"Eğer" türü sevgi, bir beklenti koşuluna bağlı olduğundan büyük ve ağır bir yük haline gelebilir. Oysa zaten sahip olduğumuz bir nitelik yüzünden sevilmemiz, hoş bir şeydir, egomuzu okşar.
Bu tür, olduğumuz gibi sevilmektir. İnsanlar oldukları gibi sevilmeyi tercih ederler. Bu tür sevgi rahatlatıcıdır. Ama derin düşünürseniz, bu türün, "Eğer" türünden temelde pek farklı olmadığını görürsünüz.
"Çünkü” türü sevgi de, gerçek ve sağlam sevgi olamaz."
"Şu anda en sevdiğiniz kişinin sizi sadece kendi çıkarı için sevdiğini anladığınızı bir düşünün... Dünya birdenbire başınızın üstüne çökmez miydi? O an yaşam size anlamsız gelmez miydi?"

"Üçüncü tür sevgi "Rağmen"
Bir koşula bağlı olmadığı için ve karşılığında bir şey beklenmediği için "Eğer" türü sevgiden farklıdır. Sevilen kişinin çekici bir niteliğine dayanıp, böyle bir şeyin varlığını esas olarak almadığı için "Çünkü" türü sevgi de değildir. Bu üçüncü tür sevgide, insan "Bir şey olduğu için" değil, "Bir şey olmasına rağmen" sevilir.
"Burada insanın, iyi, çekici, zengin konum edinerek sevgiyi kazanması gerekmiyor. Kusurlarına, cahilliğine, kötü huylarına ya da kötü geçmişine "rağmen" olduğu gibi, o haliyle sevilebiliyor. Bütünüyle çok değersiz gibi görünebiliyor ama, en değerli gibi sevilebiliyor.
"Bu gün yaşamınızı sürdürebilmenizin nedeni "rağmen" türü sevgiyi şu anda yaşıyor olmanız ya da bir gün bu sevgiyi bulacağınıza inancınızdır."


"Dünyadaki en büyük kıtlık, "Rağmen" türü sevginin yeterince olmayışıdır!.." 

Yorumlar

  1. BİR SEVGİM


    SEVGİ ÜÇ TÜRLÜDÜR DİYEN "Masumi Toyotome" CEVAP

    Sevgi bir (1), (one), (een), (ein) yani bir türlüdür ... Ya sevgidir ya da değildir. Çeşitlendirilmiş sevgi adı sevgi değildir, sadece sevgi kırıntıları içerir. Bizim oralarda yani Kırşehir yöresinde katık derler. Asli olana katılmak veya tamamlanmak manası ile … Ya seviyorsundur, ya sevmiyorsundur. Arkadaşım ben biraz senden sevsem, azıcık ondan sevsem veya ortaya karışık sevsem … “Eğer”, “rağmen” ve “çünkü” sevgi çeşitlenmesi yapılmış. Bende diyorum ki “Okyanus Yürekli Adam” olarak böyle ölçütlerle, koşullu bağlamalarla sevgi olmaz. Olmamalı … Bende olmaz arkadaş …
    Seviyorsak bir bedel olmalı. Ne bileyim … hani , yine bizim oralarda kolay kolay “seni seviyorum” denmez “kurban olayım” derler … hani “kurbanda olmayalım” da bir bedel olmalı …
    Nedir bedeli ?
    Ben seversem, “eğersiz”, “rağmensiz” veya “çünküsüz” severim. İster çok olursun deyin, ister değmez deyin, isterseniz böylesi olmaz deyin. Bedeli mi ? Bedeli benim. İnsan kendini bedel olarak sevgiye karşılık verirse sevgi olur. Beklentin var mı dersen, sadece sevgisi … Ne bedenen, ne fiziken, ne de madden … Sadece ruhen … ruhîyatı olan bir sevgi … çünkü o sevgi gerçek, reel sevgidir. Ne “eğer”ler içerir, ne “rağmen” içerir, ne de “çünkü”lere yere verir …
    Var mı böylesi demeyin …
    Cevap ;
    “Okyanus Yürekli Adam”

    13.09.2016 – 00:10
    Okyanus Yürekli Adam


    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

 ABORJİN FELSEFESİ Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir mızrak haline gelir.  Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. 🍃 Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır.  Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. 🍃 Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. 🍃 Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. 🍃 Korku bazı şeyleri sona erdirir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar.  Korku ilginç bir duygudur çünkü bu,...

MUTSUZLUKLAR EGO YOLUYLA GELİR...

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş.Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış, Şoka uğramış “Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş. Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. Ego sürekli problem peşinde koşar Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir Eğer birisi severse, iyidir Eğer kimse ...

HAYAT BİR EKO'DUR

Soru: Hayatımıza girenlerin bize ayna olduğunu çok geç öğrendim. Fakat kendime hep şu soruyu soruyorum. Birlikte olmak zorunda olduğum bazı kişilerin benimle karakter olarak hiç alakası yoksa bana nasıl ayna oluyor? ......... Yanıt: Çevremiz düşüncelerimizle oluşuyor. Mesela sevgilimizi, eşimizi nasıl seçiyoruz? Tesadüfen mi? Tabiki hayır! Bilinçaltı kayıtlarımıza dayanarak, frekanslar ve enerji ile karşımıza çıkıyor. Geçmişte en çok eleştirdiğimiz, yara aldığımız yada kınadığımız kişilerin neredeyse aynı karakterde olanıyla karşılaşırız ve bu durumu farketmeyiz. Yada tam tersi, geçmişte bize en ideal bir şekilde rol model olmuş (baba-anne) benzer özelliklerde biri girer hayatımıza...Yani kayıtlarda ne varsa o özelliklerde bir insana rastlarız yada aşık oluruz. ☝ Düşüncelerimiz imgelemelerimiz çok önemli, neyi istemez itiraz edersek onu kabul edene kadar, eleştiriden vazgeçene kadar yeni ortamlarda sürekli o kişilerle karşılaşırız. Bilinçaltı etki-tepki gördüğü kayı...