Ana içeriğe atla

Hastalıkların Zihinsel Sebepleri



Yaşam kalitemizi düşüren en büyük faktörlerden biri sağlıksal sorunlarımızdır. Kronik olsun olmasın vücudumuzda meydana gelen her türlü ağrı ya da acı; devam süresine göre tüm hayatımızı olumsuz yönde etkiler.

Moralimiz bozulur, dikkatimiz dağılır, sinirlerimiz gerilir, kısacası hayatımız çekilmez bir hale gelir. Yaşantımızda başımıza gelen tüm olaylar gibi sağlıksal sorunlarımız da tesadüfen meydana gelmez. Her sağlıksal sorunun mutlaka bir nedeni vardır. Doğuştan gelen rahatsızlarımız dışındaki tüm sağlıksal problemler, vücudumuzun bize karşı kullandığı, artık durmamız gerektiğini hatırlatan uyarı sinyalleridir. Vücut, hangi dünyevi düşünce kalıbından memnun değilse, o dünyevi düşünce kalıbını yansıtan organının işleyişini yavaşlatmaya başlar. Kısacası her organın bağlı bulunduğu bir duygu bağlantısı vardır. Dikkat edin lütfen, siz ne kadar mutlu ve huzurluysanız vücudunuz da o kadar mutlu ve sağlıklıdır.

Siz ne kadar huzursuz ve mutsuzsanız, vücudunuz da o kadar mutsuz ve sağlıksızdır. Evrenin ilahi zinciri burada da kendini gösterir. Yaşadığınız duygu sarsıntısına bağlı olan organ, mukavemetini kaybeder sorunsuz çalışan bir saatin alışması gibi. Eğer ki saat hor kullanılırsa, bozulmalar baş göstermeye başlar. Ve ne zaman ki tamir ettirip, saatinize itinayla davranmaya başlarsanız her şey normale döner.

Başımıza gelen büyüklü küçüklü kazalar, yaralanmalar, bereler de bizlere bedenimizin bir ifadesidir. Unutmayın lütfen, ruhumuz olduğu kadar bedenimizde canlı bir varlıktır. Ve doğal olmayan her türlü şeye tepki vermek de en doğal hakkıdır.

Aşağıda sizlere birkaç sağlıksal problemin nedenini anlatmaya çalıştım. Siz de var mı, yok mu ya da kaç tane var bilemiyorum bu problemlerden. Ama lütfen karşılarında yazan nedenleri dikkatlice okuyun. Ve lütfen kendinize dürüst olun. Bulduktan sonra bu saati toparlamaya çalışacağız. Ama önemli olan kendinizi tanımanız.

Alerjiler: Kime karşı alerjiniz var. Kendi gücünü yâdsıma, ( eğer ki biriyle anlaşamadığınızı düşünüyorsanız ve bunu ciddi bir sorun haline getirmişseniz, vücut kendini devreye sokar ve bu işin ne kadar ciddi olduğunu size gösteriri)

İştahsızlık: Kendi hayatından vazgeçme. Aşırı korku, kendinden nefret etme, kendini reddetme. ( eğer ki hayata karşı büyük korkularınız varsa, bir de kendinizden hoşnut değilseniz iştahınızın kesilmesi hiç de olasılık dışı bir olay olmayacaktır)

AŞIRI KİLO: Hayattan korkma. İncinme, aşağılanma, eleştiri veya cinsellikten korunma ihtiyacı duyma, duygulardan kaçmak güvensizlik. Doyum arama.

ATEŞ: Yakıcı öfke. (eğer ki öfkeyi hep uç noktalarda yaşayanlardansanız, bol bol hasta olmanız ve ateşlenmeniz gayet normaldir)

Baş ağrısı: kendini eleştirme, korku. Kendini muteber görmeme.

Baş dönmesi: kararsız, dağınık düşünme. Dikkatle bakıp görmeyi reddetme.

Arpacık: yaşama öfkeli gözlerle bakma. Birisine kızgınlık duyma. (eğer sabit birine sürekli öfkeleniyorsanız, gözleriniz onun güzel yönlerini asla görmeyecektir. Hangi gözünüzde arpacık çıktığı önemlidir. Sağ ise; erkek enerji, sol ise; dişi enerjidir.)

Bayılma: korku. Başa çıkamayıp bırakma. Geçici olarak bilincini yitirmek.

Unutkanlık: korku, hayattan kaçış. Kendine sahip çıkamama.

Beyaz saç: gerilim. Baskı altında olduğuna, fazla zorlandığına inanma.

Bademcik iltihabı: korku, bastırılmış duygular. Boğulmuş yaratıcılık, yapmak istediği şeyi yapamama.

BOĞAZ AĞRISI: Kendini, kendi cümleleriyle ifade edememek. Yaratıcılığın kısıtlanması. (lütfen takip edin, ne zaman ki bir şeye kızıp söyleyemezseniz, kendi düşüncelerinizi kelimelere dökemezseniz ardından boğazınızın ağrıması gayet normaldir. Kronik boğaz ağrıları olan insanlar kendilerini ifade edemeyen ve hep içine atan insanlardır)

BOYUN AĞRISI: Hayata bakış açısından esnek olamamak. İnatçılık. (eğer hayata esnek bakamayanlardan, hep tek yönden bakanlardansanız boynunuzun ağrıması, tutulması gayet normaldir.)

BRONŞİT: Huzursuz bir aile ortamı. Tartışmalar ve bağrışma. Bazen sessiz sürtüşmeler.

BURUN AKINTISI: içsel ağlama, içsel feryat. Yardım isteme.

BURUN KANAMASI: tanınma, kabul edilme ihtiyacı hissetme. Sevgi isteme. Umursanmadığını hissetme.

BURUN TIKANIKLIĞI: kendi değerini kabullenememe.

DİŞETİ KANAMASI: hayatında verdiği kararlardan memnun olmama.

EGZAMA: soluk kesici kin. Zihinsel patlamalar.

GASTRİT: süregelen belirsizlik. Kötü beklentiler. Kaygılanma.

HAZIMSIZLIK: korku, endişe, dehşet hissetme, sızlanma ve homurdanma.

İSHAL: korku, reddetme, kaçış

KEKEMELİK: güvensizlik, kendini ifade eksikliği. Ağlamasına izin verilmemiş olmak. (çocukluğunda konuşmasına izin verilmemiş, hep susturulmuş bir insanın kekelemeden konuşmasını beklemek biraz zor.)

KESİKLER: kendi kurallarınıza uymadığınız için kendi kendinizi cezalandırma.

KİSTLER: eski acı veren bir filmi oynatıp durma,. Yaraları besleme. ( eğer ki sürekli geçmişte yaşayan bir insansanız, o geçmişinizin bağlı olduğu üzüntüyü temsil eden organınızda kist görülebilir)

KULAK ÇINLAMASI: dinlemeyi reddetme. İç sesini işitmeme, inatçılık.

KULAK AĞRISI: öfke. İşitmemek istememe. Tartışan ana baba.

KUSMAK: konuşamayacak kadar çok kızmış olmak. Çekinmeden, açıkça söylemekten korkmak. Otoriteye içerlemek.

MİGREN: kusursuz olma isteğiyle kendi üzerinde aşırı baskı yaratma. Çok fazla bastırılmış öfke. Hayatın akışına direnme. Cinsel korkular.

MİDE RAHATSIZLIKLARI: büyük korku, dehşet. Yeni den korkmak, Yeni yi özümseyememe.

ÜLSER: korku,yeterince iyi olmadığına inanmak. Birilerini hoşnut etmeye can atmak.

ÖKSÜRÜK: dünyaya bağırma arzusu. “beni dinleyin, beni görün” haykırışı.

SIRT AĞRILARI: hayattan maddi manevi destek talebi. Alt sırt: para konusunda korku, mali destek istemek. Orta sırt: suçluluk duygusu. Üst sırt: duygusal olarak destek arayışı. Sevilmediğini hissetmek. Bu yüzden kendini sevmemek.

YARALANMALAR: kendine kızma. Öfkeyle için için yanma. ( genelde öfkeli olduğumuz zamanlarda bedenimizi bir şekilde yaralarız)

YATAĞI ISLATMAK: ana-babadan (özellikle babadan) korkmak. Fiziksel olarak ya da ruhsal olarak korku.

KABIZLIK: Dedikodu yapmak,
Kabızlığı, geçmişle olan bağını kesememe, geçmişe takılıp kalma ,hatta bırakman gerektiği halde hala inat ediyor ve bırakmıyorsan bu kez hemoroid ve kanama görülüyor.


ALINTI...

Sağlıcakla ve sevgiyle kalın..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 ABORJİN FELSEFESİ Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir mızrak haline gelir.  Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. 🍃 Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır.  Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. 🍃 Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. 🍃 Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. 🍃 Korku bazı şeyleri sona erdirir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar.  Korku ilginç bir duygudur çünkü bu,...

MUTSUZLUKLAR EGO YOLUYLA GELİR...

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş.Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış, Şoka uğramış “Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş. Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. Ego sürekli problem peşinde koşar Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir Eğer birisi severse, iyidir Eğer kimse ...

HAYAT BİR EKO'DUR

Soru: Hayatımıza girenlerin bize ayna olduğunu çok geç öğrendim. Fakat kendime hep şu soruyu soruyorum. Birlikte olmak zorunda olduğum bazı kişilerin benimle karakter olarak hiç alakası yoksa bana nasıl ayna oluyor? ......... Yanıt: Çevremiz düşüncelerimizle oluşuyor. Mesela sevgilimizi, eşimizi nasıl seçiyoruz? Tesadüfen mi? Tabiki hayır! Bilinçaltı kayıtlarımıza dayanarak, frekanslar ve enerji ile karşımıza çıkıyor. Geçmişte en çok eleştirdiğimiz, yara aldığımız yada kınadığımız kişilerin neredeyse aynı karakterde olanıyla karşılaşırız ve bu durumu farketmeyiz. Yada tam tersi, geçmişte bize en ideal bir şekilde rol model olmuş (baba-anne) benzer özelliklerde biri girer hayatımıza...Yani kayıtlarda ne varsa o özelliklerde bir insana rastlarız yada aşık oluruz. ☝ Düşüncelerimiz imgelemelerimiz çok önemli, neyi istemez itiraz edersek onu kabul edene kadar, eleştiriden vazgeçene kadar yeni ortamlarda sürekli o kişilerle karşılaşırız. Bilinçaltı etki-tepki gördüğü kayı...