Ana içeriğe atla

İSTEMEDİĞİN DEĞİL,İSTEDİĞİN ŞEYLERİ DÜŞÜN...


 
 
 
Beynimizin doğal çalışma şekli “olumsuzu işaretleme” esasına dayanır. Beyin en rahat, olumsuzu programlamak­tadır. O yüzden, eğer beynimizden doğru yararlanmak ve ondan düzgün ve olumlu neticeler almak istiyorsak, cüm­lelerimizde ve telkinlerimizde olumsuz kelime ve telkinle­re yer vermemeliyiz.

Çünkü beyin, “Hasta olmak istemiyo­rum” şeklindeki bir iç düşünceyi, “has­ta” kelimesiyle kodluyor ve siz ertesi gün bakıyorsunuz ki hasta olmuşsunuz.

Veya “Yarın işe geç kalmamalıyım” de­diğinizde de beyin bunu “geç” kelime­siyle kodluyor. Ve ertesi gün işinize geç kalma ihtimalinizi as­lında siz yaptığınız hatalı kodlama ile arttırıyorsunuz.

Oysa bu iki cümleyi “Sağlığımı korumalıyım” ve “Ya­rın vaktinde işimde olmalıyım” şeklinde ifade ederseniz, beyniniz bu cümleleri “sağlık” ve “vaktinde” kelimeleriyle kodlar ve kendi içindeki saati ve kurguyu buna göre prog­ramlar.

Demek ki, bizim asla olumsuzu kurgulamamamız ve aklımıza getirmememiz lazım. Yani sürekli olarak “ne iste­mediğimizi” değil, “ne istediğimizi” düşünmeliyiz.
İSTEKLERİNİZ DİLEKLERİNİZ HEP GERÇEKLEŞSİN. DİLEDİĞİNİZ HERŞEY GÖNLÜNÜZDEN YÜCE OLSUN. SEVGİYE UMUDA ÜMİDE GÜZELLİKLERE AŞKA..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 ABORJİN FELSEFESİ Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir mızrak haline gelir.  Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. 🍃 Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır.  Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. 🍃 Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. 🍃 Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. 🍃 Korku bazı şeyleri sona erdirir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar.  Korku ilginç bir duygudur çünkü bu,...

MUTSUZLUKLAR EGO YOLUYLA GELİR...

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş.Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış, Şoka uğramış “Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş. Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. Ego sürekli problem peşinde koşar Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir Eğer birisi severse, iyidir Eğer kimse ...

HAYAT BİR EKO'DUR

Soru: Hayatımıza girenlerin bize ayna olduğunu çok geç öğrendim. Fakat kendime hep şu soruyu soruyorum. Birlikte olmak zorunda olduğum bazı kişilerin benimle karakter olarak hiç alakası yoksa bana nasıl ayna oluyor? ......... Yanıt: Çevremiz düşüncelerimizle oluşuyor. Mesela sevgilimizi, eşimizi nasıl seçiyoruz? Tesadüfen mi? Tabiki hayır! Bilinçaltı kayıtlarımıza dayanarak, frekanslar ve enerji ile karşımıza çıkıyor. Geçmişte en çok eleştirdiğimiz, yara aldığımız yada kınadığımız kişilerin neredeyse aynı karakterde olanıyla karşılaşırız ve bu durumu farketmeyiz. Yada tam tersi, geçmişte bize en ideal bir şekilde rol model olmuş (baba-anne) benzer özelliklerde biri girer hayatımıza...Yani kayıtlarda ne varsa o özelliklerde bir insana rastlarız yada aşık oluruz. ☝ Düşüncelerimiz imgelemelerimiz çok önemli, neyi istemez itiraz edersek onu kabul edene kadar, eleştiriden vazgeçene kadar yeni ortamlarda sürekli o kişilerle karşılaşırız. Bilinçaltı etki-tepki gördüğü kayı...