Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

YAŞADIKLARIN TEPKİLERİNE GÖRE ŞEKİLLENİR;

YAŞADIKLARIN TEPKİLERİNE GÖRE ŞEKİLLENİR;  Google CEO’su Sundar Pichai, geçmiş yıllarda, hayata, olaylara ve olaylara verdiği tepkiyi gözden geçirmesine sebep olup onu Google CEO’luğuna kadar taşıyan kafa yapısına kavuşmasına sebep olan “Hamam Böceği Teorisi”ni şöyle anlatıyor; 👤Bir gün, sıradan bir restoranda oturuyor ve kahvemi yudumluyordum. Orada oturduğum esnada uçan bir hamam böceği aniden ortaya çıktı ve bir kadının üzerine kondu. Kadın, böceği görür görmez büyük bir panikle çığlık atarak zıplamaya başladı. Bir yandan panik içerisinde zıplarken bir yandan da elleriyle hamam böceğini üzerinden atmaya çabalıyordu. 🕷 🙌🏼Doğal olarak onun bu halini gören arkadaş grubuna da onunla birlikte paniğe kapılmaya başladı ve onlarda sağa sola sallanmaya başladılar. Bu esnada kadın, hamam böceğinden kurtuldu ve böceği üzerinden savurdu fakat ancak hamam böceği şimdi de gruptaki diğer kadınlardan birinin üzerine konmuştu! 🕷Şimdi de gruptaki diğer kadın için büyük bi...

Eğer Senin mutluluğun başka birinin elindeyse, Mutsuzluğun da onun elinde demektir.

İÇİMDEN BİR SES DİYOR Kİ; 🌪Eğer Senin mutluluğun başka birinin elindeyse, Mutsuzluğun da onun elinde demektir. Bu durumda onun kuklası durumuna düşersin O seni istediği zaman MUTLU, İstediği zaman MUTSUZ etme gücüne sahip olur. 👉🏻Bu güç karşısında boyun eğer köleleşirsin. Onun sana verdiği değer kadar DEĞERİN olur. Hayatın onun merhametine kalır. Acılar içinde kıvranır durursun  Halbuki; 👌🏻Sen ruhunla, zihninle, duygularınla ve fiziğinle tam ve eksiksiz yaratıldın. Yaradan sana değer verdi ve seni yarattı. Özene bezene özel yarattı Parmak izini bile farklı yarattı Bilmelisin ki... Bundan önce ve bundan sonra Bir tane daha Senin aynından olmadı, olmayacak da 🦋O kadar özel, o kadar nadir O kadar değerlisin Birtanesin. Şahanesin Çünkü Yaradan seni Kusursuz sevgisinden yarattı.  Eğer; Yaşam bir senfoni ise Sende şimdi yaşıyorsan Bu yaşam senfonisinde bir notasın Bir senfonide tek bir nota eksik kalsa... O senfoni detone olur, ya da bozulur Sen kendi gücünü başkasına verer...

Aynala beni anne..!

İnsan anne olunca, kendi çocukluğuna da bakıyor. Kendi büyüklüğüne de bakıyor.  Arada neler olduğuna da.  Sanki çocuğun bir suymuş, sen koca bir vazoymuşsun, o senin içine dolmuş ve şimdi deliklerin görünür olmuş gibi oluyor.  Sular fışkırıyor orandan burandan.  Su aldığın yerleri görüyorsun. Kusurlarını. Zayıflıklarını. Korkularını. Tahammülünü. Enerjini. Sevgini.  Bugüne kadar kimsenin sana tutamadığı aynayı, o sana tutuyor.  Bu ne bir dev aynası, ne bir cüce aynası.  Bu tam olarak seni senin boyutlarında gösteren gerçekçi ayna.  Işıklandırılmamış, hilesi hurdası olmayan gün ışığı aynası.  Her şeyin tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Güneşin altındaki bir fıskiyeye dönüşüyorsun yani deliklerinle. İşin bu kısmı uzun yolculuk. Bu benim hislerimle gördüğüm.  Bir de duyup öğrendiğim ve bakalım yapabilecek miyim olan bir şey var.  Aynalama deniliyor buna.  Hakkında uzun uzadıya yazacak kadar bilgili de değilim ama bildiğim...

“KEŞKE”NİN PANZEHİRİ “İYİKİ”

“KEŞKE”NİN PANZEHİRİ “İYİKİ”  🍃İlki ne kadar pısırıksa, ikinci o denli yiğittir. “Keşke”, çoğunlukla bir “ahh”la kopup gelir ciğerden… esefler, hayıflanmalar, yerinmeler sürükler peşinden… ☘️“İyi ki” ise, muzaffer bir “ohh”la büyür; cüretiyle öğünür.“Keşke”li cümlelerde nasıl yaşanmamışlığın, yarım kalmışlığın o ezik tuzu kuruluğu varsa, “iyi ki”lilerde de göze alabilmişliğin, riske girebilmişliğin, tadına varabilmişliğin mağrur yaraları kanar. 🍃Okulu hiç kırmamışsınızdır, sinemada öpüşmemiş, bir kez olsun gemileri yakmamışsınızdır. Konuşmanız gerektiğinde susmuş, koşacağınız zaman durmuş, sarılacağınız yerde kopmuşsunuzdur. 🌪Bir insana, bir işe ömrünüzü adamışsınızdır. O insanın, o işin, o davanın, bunu hak etmediğini sezmenin hayal kırıklığındadır “keşke”… “Şimdiki aklım olsaydı” dövünmesindedir. ⚡️Geriye dönüp baktığınızda, ayıplara, yasaklara, korkulara, tabulara feda edilmiş, “Ne derler” e kurban verilmiş, son kullanma tarihi geçmiş bir yığın haz, bilinçaltından el ...
Birinin arkasından konuştuğunuzda sanıyorsunuz ki o kişi bunu duymuyor? Ahh ne kadar yanılıyorsunuuuz:) Size o kişinin dünyevi boyutta duymasa da ruhen bunu duyduğunu söylesem.. Aynen öyle..! Şöyle bir şey dinlemiştim yıllaar önce.. O zamanlar konuya bu kadar vakıf değildim ama beni etkilemişti. Gün boyunca eşinizin arkasından atıp tutuyorsunuz, söyleniyorsunuz, bütün o söylediklerinizi, duymuyor sansanız da ruhuna ulaşıyor o adamı-kadını daha eve gelmeden geriyor da geriyorsunuz. Sonra da “bana niye böyle davranıyor ben ne yaptım ki” diyorsunuz. Bunun yerine sevgi enerjisi gönderin, başka hiç bi şey yapmanıza gerek yok, bakın bakalım enerji nasıl değişecek. Şemsin sözünü hatırlayın “…Sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et..Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak.” Hepimiz görünmeyen bağlarla bağlıyız. Ruhlarımız arasında iletişim var. Ha bu arada:) Bazen birisini görüyor ve diyorsunuz ki sanki daha önceden tanıyor gibiyim, evet aslı...

Bir çok kişinin en büyük sorunu “hayır” diyememek

Bir çok kişinin en büyük sorunu “hayır” diyememek.  Hayır demekte çok zorlanıyorsunuz, hayır demeye utanıyorsunuz. Hayır derseniz karşınızdaki insanların kırılacaklarını düşünüyorsunuz. Bir çok durumda, sırf başkaları istiyor diye, kendi isteğinizi ikinci plana atarak, “Evet” diyorsunuz. İnsanlar üzülmesinler, kırılmasınlar. Peki bu arada siz ve sizin öncelikleriniz ne oluyor? Neden kendinizi sürekli arka plana atıyorsunuz? Neden öncelik hep başka insanların mutluluğunda? Kendinize bu soruları hiç sormadan otomatikleşmiş bir cevap “Evet!”. Üzerinde düşünülmeden ve aslında zoraki!. Ama, çoğu zaman, bunu kendinize bile itiraf etmiyorsunuz. Çünkü size öğretilmiş olan; önceliği kendinize tanımanın hem çok ayıp hem de bencillik olduğu. Kendine güveni olan, kendini seven ve etraftan sevgi ve onay görmeye ihtiyacı olmayan insanlar, rahatça hayır derler. Onlar, kendi mutluluklarının önceliğini düşünürler. Tabii ki sorumluluklarınızı yerine getirmekten kaçınmanızı öner...
Dokuz Kehanet / James Redfield (Kitap özeti) Dokuz Kehanet kitabı hayatı tanımlayan 9 anahtar ile açılan, gizemli bilgilerden oluşuyor. Peru yağmur ormanlarında bulunan elyazmalarında ortaya çıkan bu bilgilerden yola çıkarak hayatımızda hala meydana gelen olaylarla nasıl bağlantı kurabileceğimiz anlatılıyor... 1. TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR.  Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın, bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamina gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır. .... 2. NEDEN YAŞADIĞINI CEVAPLA...  İkinci bilgi, gerçeklerin ve kendinin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun? .... ...

50'li Yaşlarda Bir Kadının Aynasından Gördükleri

50'li Yaşlarda Bir Kadının Aynasından Gördükleri Düşündüm de ; Hayata bir kadın olarak bakmak ne güzel !...Belim artık bir çay bardağı inceliğinde değil belki ama incecik zevklerim oluştu dünden bugüne. Güzel bir kitap,yemek,manzara ve müzik hayatımın en keyifli anlarını sunuyor bir süredir. Eski kilomda değilim tamam ama tüm fazlalıkları da attım hayatımdan. Buna rağmen kendimi dolu dolu ve zengin hissediyorum. Okuma gözlüğümü henüz boynumda taşımamakta inat etsem de sürekli çantamda artık. Gözlerimin eskisi kadar iyi gördüğü söylenemez ama tüm yaşanmışlıkları arşiv gibi taşıyorum gözlerimde . Öyle yüksek sesle müzik dinlemek , bağırtılı çağırtılı kalabalık yerler eskisi kadar ilgimi çekmiyor. Hafifi bir müziğin eşlik ettiği sakin bir ortamdaki sohbetlerin tadı hiçbir şeyde yok. Deli gibi alışveriş yapmıyorum artık. Öyle çok güzel görünme çabam da azalmış. Elbette üstüme başıma dikkat ediyorum ama artık son moda kıyafetler, kozmetikler ve takılar ilgimi eskisi...