Ana içeriğe atla

HAYATIMIZ BİN AYNALI TAPINAK GİBİDİR...




Hindistan’ da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış “Bin Aynalı Tapınak” adlı görkemli bir tapınak vardı. Günlerden bir gün bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak “Bin Aynalı Tapınak ”a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı, kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı, korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de tüylerini diktiler, kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler,Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı.

Ve o andan itibaren bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı. Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden çıkıp “Bin Aynalı Tapınak” a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi. Kuyruğunu salladı, neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı.

Hayatımız “Bin Aynalı Tapınak” gibidir aslında. Aile, arkadaş, patron, sevgili olarak gördüğümüz yüzlerce ayna vardır etrafımızda. Kimine aşık oluruz, kiminden nefret ederiz. Kimine şefkat duyar, kimiyle kavga ederiz. Ya şikâyet ederiz, ya da şükrederiz. Ama bilmeyiz ki onların hepsi aslında kendimizdir…

Hayat dediğimiz gerçeklik, zihnimizdeki dünyanın görüntüsünden başka bir şey değildir. “Gerçek” dediklerimiz, zihnimizdeki algıların toplamıdır. Zihnimiz algılar, yorumlar ve bir sonuca varır. Ve biz buna “ Gerçek” der, inanç geliştiririz. Algıladığımız her şey için bir karara varırız. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış gibi sonuçlara varırız. Sevilip-sevilmediğimize, istenip istenmediğimize karar veririz. Aynalara bakar, gördüklerimizi değerlendirir ve bir karara varırız….

İkili ilişkilerde yaptığımız tek şey, aslında kendimizi bulmaktır. Kendimizi arar, kendimize kızar, kendimizi severiz. Çevremizdeki her insan, bize kendi ruhumuzdaki veya zihnimizdekileri yansıtır.

Birisine kızıyor musun? Yalancı mı diyorsun? Kendine bak! Kime nasıl yalan söylüyorsun. Yoksa kendine mi yalanlar sıralıyorsun.

“ Kimse beni sevmiyor” mu diyorsun? Bak bakalım sen kendini ne kadar seviyorsun?

Terk edilmekten mi korkuyorsun? Sen kendini terk etmiş misin ona bak… Ne zamandır kaçıyorsun kendinden? Ne zamandır başkalarında arıyorsun çareyi?

Aldatılmak dünyandaki en büyük korkun mu? Bırak o zaman kendini aldatmayı…

Gördüğün güzellikler de senden, şikayetlerin de senden aslında. Küçük bir çocuğun kahkasında, kendi masum tarafını buluyorsun.. Sevgilinin gülümsemesinde kendine gülümsediğini fark et... Ruhundaki güzelliklerin yansımasını gör…

Aşık olmak, kendine ulaşmaktır.. Kendini sevdiğin kadar başkalarını seversin.. “ Aşık olunca dünya daha güzel” diyorsun.. Oysa bilmiyorsun ki Aşk, sendeki güzel dünyanın yansıması…

İnsanoğlu hep mutlu olmak, sevilmek, gülmek, eğlenmek ister… Kendi inançları doğrultusunda, mutlu olacağını düşündüğü şeylere yönelir. Çoğu zaman da hayal kırıklığı yaşar. Kendini aradıkça, daha çok kaybeder.. Başkalarında gördükçe, kendinden daha çok uzaklaşır. Aynaları varlığının sebebi sanır.

Yalnızlık korkusu, aynasız kalma korkusudur… Dünyada ayna diye bir şeyin olmadığını düşün… Neye benzediğini, nasıl göründüğünü nereden bilecektin… Güzelliğini, hatalarını, yırtık- söküklerini nasıl bilecektin… Nasıl fark edecektin kendini?

Zihninde ne varsa, hayatında o vardır. Bak şimdi hayatına ne görüyorsun? Acı ve keder mi? Aşk ve neşe mi? İşte o sensin… En sinir olduğun kişi, senin en çok kaçtığın ya da farkında olmadığın tarafını gösteriyor. Aynaya kızma! Ona küsme… Kendine bak, kendini bil ve düzelt… Aynadakini güzel görmek istiyorsan, kendini güzelleştir… Suçlama aynaları, görüntüleri… Yaşadığından memnun olmak istiyorsan, zihnindeki dünyanı düzelt… Çünkü zen neysen hayatın odur... Çünkü sen neye inanırsan onu yaşarsın…

Aynada sevgisizlik mi görüyorsun, sev kendini düzelir.. İlgisiz mi sevgilin? Bak bakalım sen nasıl ilgisizlikler yapıyorsun.. Kimi ya da neyi ihmal ediyorsun… Ya da kendinle ne kadar ilgileniyorsun? Patronun çok mu sinirli? Kaç kişiyi azarladın ya da küçümsedin bu aralar? Kendine neden kızgınsın, ne kadar acımasızsın kontrol et.. Aynada ne görüyorsan o sende var bilesin. Ya istediğin hale getirirsin, ya kabullenirsin…

Hayat “ Bin Aynalı Tapınak” gibidir.. Aynaları kırdıkça kendini inkar edersin. Aynalara bağımlı oldukça ruhundan uzaklaşırsın… Başkaları tarafından kabul görme isteğin, aslında kendini kabullenmediğindir. Tek arzun, kendi kabul ettiğin bir seni görmektir çevrende… Sana ait olanları kabul ettikçe ve düzeltebildiklerini düzelttikçe, aynalar dostun olur.. Aynalara küsersen, bil ki kendine küsersin.. Onları kırdıkça kendinden kaçar, suçladıkça kendini suçlarsın...

Sen değiştikçe hayatın değişir.. Sen çirkinleştikçe aynadaki görüntü çirkinleşir. Sen ne kadar güzelsin, ne kadar doğrusun, ne kadar temizsin ona bak! Ya kabullen kucaklaş kendinle, ya da tamir et gördüğün yanlışlarını.. Ancak bu şekilde aynalarla barışır huzura kavuşursun..

Her sabah uyandığında bak aynaya ve sor “ Ayna ayna söyle bana en mutlu kim bu dünyada? ! “

Aldığın cevap senin cevabındır…

Her sabah bak aynaya ve sor “ Ayna ayna söyle bana en güzel kim bu dünyada? ! “

Aldığın cevap hayatındır ..

Seçim senin, ya aynaya gülerek bakacaksın ya ağlayıp kızacaksın… 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

 ABORJİN FELSEFESİ Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu bir mızrak haline gelir.  Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. 🍃 Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır.  Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. 🍃 Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. 🍃 Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. 🍃 Korku bazı şeyleri sona erdirir.  Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar.  Korku ilginç bir duygudur çünkü bu,...

MUTSUZLUKLAR EGO YOLUYLA GELİR...

Bir Zen üstadı sokak boyunca yürürken bir adam koşarak gelmiş ve sert bir şekilde ona vurmuş. Üstat yere düşmüş.Ayağa kalkmış ve önceden yürüdüğü yönde, geriye bile dönüp bakmadan tekrar yürümeye başlamış. Yanında bir öğrencisi varmış, Şoka uğramış “Bu adam da kim? Bu nedir? Böyle birileri yaşıyorken, herhangi birisi gelip sizi öldürebilir. Ve siz adamın kim olduğunu, bunu neden yaptığını merak edip dönüp bakmadınız bile” demiş Üstat da, “Bu onun sorunu, benim değil” demiş. Siz aydınlanmış birisiyle çatışabilirsiniz, ama bu sizin sorununuzdur, onun değil. Ve bu çatışmada incinirseniz o da sizin kendi sorununuzdur. O sizi incitemez. Bu bir duvarı yumruklamak gibidir canınız yanacaktır ama duvar değildir sizi inciten. Ego sürekli problem peşinde koşar Neden? Çünkü kimse size ilgi göstermezse, ego acıkmış hisseder. O ilgi ile yaşar Dolayısıyla, birisi size kızgın ve sizinle kavga ediyorsa, bu bile iyidir, çünkü en azından ilgisi üzerinizdedir Eğer birisi severse, iyidir Eğer kimse ...

HAYAT BİR EKO'DUR

Soru: Hayatımıza girenlerin bize ayna olduğunu çok geç öğrendim. Fakat kendime hep şu soruyu soruyorum. Birlikte olmak zorunda olduğum bazı kişilerin benimle karakter olarak hiç alakası yoksa bana nasıl ayna oluyor? ......... Yanıt: Çevremiz düşüncelerimizle oluşuyor. Mesela sevgilimizi, eşimizi nasıl seçiyoruz? Tesadüfen mi? Tabiki hayır! Bilinçaltı kayıtlarımıza dayanarak, frekanslar ve enerji ile karşımıza çıkıyor. Geçmişte en çok eleştirdiğimiz, yara aldığımız yada kınadığımız kişilerin neredeyse aynı karakterde olanıyla karşılaşırız ve bu durumu farketmeyiz. Yada tam tersi, geçmişte bize en ideal bir şekilde rol model olmuş (baba-anne) benzer özelliklerde biri girer hayatımıza...Yani kayıtlarda ne varsa o özelliklerde bir insana rastlarız yada aşık oluruz. ☝ Düşüncelerimiz imgelemelerimiz çok önemli, neyi istemez itiraz edersek onu kabul edene kadar, eleştiriden vazgeçene kadar yeni ortamlarda sürekli o kişilerle karşılaşırız. Bilinçaltı etki-tepki gördüğü kayı...