Bir padişah varmış... Bir akıllı dervişi kendisine fikir hocası olarak tutmuş. Her gün belli saatlerde yanına alır, konuşurmuş. Derviş de her konuşma sonunda: —"PADİŞAHIM SEN DOĞRU OL, EĞRİ BULUR BELASINI" dermiş. Padişah da dervişe her gün bir altın verirmiş. Derviş de evine giderken, saray çıkışında dilenen dilenciye o altını verirmiş. 👉Uzun süre bu böyle devam etmiş. Mizacı ve zihniyeti bozuk olan kör dilenci, bu altını bu dervişten alacağıma, dervişi kovdurur padişahın kendisinden alırım, diye düşünmüş. Bir yolunu bulup padişaha çıkmış, "Efendim" demiş: — "Bu derviş seni beğenmiyor, senin aleyhinde bulunuyor, hatta ağzının koktuğunu söylüyor. Bir dahaki konuşmaya ağzı ve burnu kapalı olarak yanınıza gelecek." Bunu diyen dilenci sonra dervişi bulup ona da şöyle diyor; "Padişah senin ağzının koktuğunu söylüyor. Yarın ki görüşmeye burnunu ve ağzını bağlayarak git..." Her şey dilencinin planı üzerine gelişiyor. Padişah, görü...
Sonsuz yüce bir yola çıktın. İstersen otur bekle, istersen yola devam et. Yolun sonunda mükafatın kendinsin, asıl olansın…