Bülent avucunu açmış, kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. 50 yaşlarında gösteren adam, hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Sağlıklı görünüyordu. "Sapasağlam adam, gidip çalışacağına dileniyor" diye düşündü. Öfkeyle "Ekmek parası mı istiyorsun?" diye sordu. - Hayır çikolata parası lâzım. Bülent, dilencinin espri yaptığını sandı, o da bir latifeyle cevap verdi: "Siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?" - Hayır; ekmek bulamadığımız günler bulgur pilavı yeriz. Onu da bulamazsak aç yatarız. Bülent, adamın ciddi mi konuştuğunu, yoksa dalga mı geçtiğini ayırt edemiyordu. - Bu bir kamera şakası mı? Bugün karnınız doydu, üzerine tatlı mı istedi canınız. - Bugün karımın yaş günü. Ona çikolata götürmek istiyorum. Her doğum gününde mutlaka çikolata alırım. Bülent'in aklına kendi karısı geldi. Kavga etmişlerdi; kapıyı vurup çıkmıştı. Kendisinden bir çikolata parası isteyen adamı sorgulamaya devam etti: ...
Sonsuz yüce bir yola çıktın. İstersen otur bekle, istersen yola devam et. Yolun sonunda mükafatın kendinsin, asıl olansın…