Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AFFETMEK ÜZERİNE GERÇEK BİR HİKAYE.

MARİE BALTER kendisine bile bakmaktan aciz, alkolik bir annenin evlilik dışı dünyaya gelen çocuğuydu. Beş yaşına geldiğinde çocuk bakım yurduna yerleştirildi. Daha sonra bir çift tarafından evlat edinildi. Sadist çift, küçük kızı evin mahzenine kapayıp, ona sistematik bir biçimde işkence etti. Çiftin toplum içindeki saygın konumu, küçük kızın yaşadıklarını çevreden kolaylıkla gizliyordu. Marie on yedi yaşına geldiğinde depresyondan felç geç irdi. Kas spazmları ve boğularak ölmesine sebep olabilecek denli yoğun astım krizleri geçiriyordu. Halüsinasyon da gördüğü için doktorlar ona yanlışlıkla şizofreni teşhisi koydular. Bundan sonraki onyedi yılı akıl hastanesinde geçti. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranan kız, yemek yiyemiyor, fazla kımıldayamıyor ve intihar etmeyi sıkça düşünüyordu. Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirdiler. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verdiler.Arkadaşlar...

EĞER HASTA OLMAK İSTEMİYORSAN... !!!

Eğer hasta olmak istemiyorsan *Duygularını anlat’ Saklanan ve baskılanan heyecanlar ve duygular gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız. Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir. Eğer hasta olmak istemiyorsan *Karar vermelisin!' Kararsız kişi güvensiz endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunları kurbanıdır. Eğer hasta olmak istemiyorsan *Olduğundan farklı yaşama’ Gerçeği saklayan, rol yapan her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden bronz bir heykel gibidir. Al...

İÇİMİZDE VE DIŞIMIZDA DENGEYİ BULMAK...

İçimizde ve Dışımızda Dengeyi Bulmak... Bir hint atasözü, “İnsan 4 odası olan ev gibidir. Biri fiziksel, biri zihinsel, biri duygusal ve biri de ruhsal. Çoğumuz genellikle bir odada da yaşarız. Ancak havalandırmak için olsa bile her odaya her gün girmedikçe tam mutlu olamayız” der. Günümüz sosyal hayatının beklentilerine cevap verebilmek ve bu arada bir denge sağlamak her zamankinden daha zor. Bu koşturma içinde ne yazık ki yukarda ki özdeyişte ifade edilen odalardan birine takılıp kalıyoruz.   Oysaki yaşam 4 yönlü. Fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılarken zihinsel , duygusal ve ruhsal açıdan da kendimizi beslememiz gerek! Günlük koşuşturmacalar içinde çok çalışıp maddi beklentilerimize ulaşmak isterken içimizdeki oyun oynamak isteyen yanımızı unutuyoruz. Ulaştığımız her maddi başarı bir diğerine kapı aralıyor. Para, güç peşinde koşarken, hem kendimizin, hem de çevremizdekilerin/ailemizin duygusal gereksinimlerini ihmal ediyoruz. Beslemediğimiz için beslenemiyoruz. Du...